İçeriğe geç →

Aylar: Ocak 2008

geçen yılın en iyi ticareti (ve bir olasılık bu yılın): in rainbows

radiohead pek çok açıdan sınırları yıkan, kendi imkanlarıyla yeni müzik türleri bile icat edebilen , ufuk açan bir grup. geçen yıl da bu karakterlerine uygun olarak, uzun zamandır müzik piyasasında olan olmayan herkes tarafından bilinen, ancak hakkında birşey yapılamayan paylaşım ve internetten müzik indirme konusunda herkesin zıttı ve oldukça gerçekçi bir söylem geliştirdiler. yeni albümleri “in rainbows”, dinleyiciler tarafından ücretsiz olarak radiohead.com (inrainbows.com yönlendirmeli) sitesinden indirilebiliyordu. elbette genç, yeniyetme grupların ses getirsin diye internetten albüm/single dağıtmaları yeni birşey değil. ama “radiohead” gibi bir dev grubun buralara gelmesi çarpıcıydı. resmi olarak “beleşe dağıtıyoruz” demediler tabi ama daha politik, daha nabız ölçer bir biçimde “gönlünden ne koparsa ver” biçiminde dağıttılar. bu furyadan şahsım da kredi kartı kullanmayan bir birey olarak “beleşe indirme” biçiminde faydalanmıştır. ancak ne yalan söyleyeyim, uzun zamandır ilk defa kredi kartım olmadığı için hayıflandım, çünkü bu albüm uzun zamandır dinlediğim en sıkı albümdü. en son 2004 yapımı bazı albümlerde bu randımanı almıştım, ki onlar da bugün formunun zirvesinde olan killers, block party vb gibi bazı grupların o ilk ses getiren albümleriydi..

gerçi en altta da görülen şekilden de anlaşılacağı üzere, beleşe alayım keyfime bakayım günleri sona ermiş vaziyette. yine de bana sorarsanız, çatır çatır parasını ödeyip satın alındığında bile, 2008’in de en iyi ticareti olmaya da aday bir albüm:

1. 15 Step: kid a, ok computer ve amnesiac günlerinden in rainbows’a bir köprü gibi. açılış için seçilebilecek en iyi parça.
2. Bodysnatchers: Yield gibi olgun, ancak ruh yoksunu bir albümde ilerliyor olabileceğimi düşündüren, bir Do The Evolution klonu gibi geldi ilk başta.. Ama düzenleme çok iyi ve sonlara doğru benzetmelerden sıyrılan bir radiohead inceliğine kavuşuyor.
3. Nude: Albümdeki en iyi ve hissiyatlı parçalardan. Tanrı benle konuşmak durumunda kalırsa Thom Yorke sesiyle konuşsun isterdim. Bu şarkıda Thom Yorke, sanırsın ki bir melek. Slow sevmeyen ve buna karşılık bas tınısına hasta biri olarak bu şarkı beni fena kandırdı.
4. Weird Fishes/Arpeggi: Up-tempo bir ruhsal açılım. Çok hipnotik, sürekli akn bir bas ve davul ritmi üzerinde, hipnotik bir gitar melodisi; dinleyiciyi bu sıkı sınırları aşmaya zorlayan yine thom yorke’un sesi oluyor. çok iyi bir parça.
5. All I Need: Önceki parça ile savunmasız halde kalakalan dinleyici, bu şarkının büyüsü ve tehlikesi altında kalıveriyor. Albümdeki favorim, çünkü çok bas ve adım adım büyüyen, yeri gelince kakaofoniye bile varan, tehlikeli bir şarkı. Sona, kulaklarınızda çınlayan zillerle vardığınızda tansiyonunuz düşmüş, tutunacak dal arar gibi oluyorsunuz. Tam kendinden geçmelik. bu dünyadan değil.
6. Faust Arp: Bir yerden tamamıyla başka bir yere geçildiğini müjdeleyen tam anlamıyla bir eşik şarkısı ve melodisi. All I Need’in etkisini çok iyi alıyor.
7. Reckoner: O vardığımız yerin ilahi bir radihohead bölgesi olduğunu nihayet kafalara vuran parça. bu parçada artık radihohead ülkesinin büyüklüğünü kavramış durumdasınız.
8. House of cards: In rainbows’daki tek sevmediğim parça. Reckoner ile “büyüksün abi” dedirten Radyokafalar, burada artık “hadi acıdım azat buzat” demiş gibi gevşetiyor parmakları. açıkçası thom beyin, “i dont want to be your friend, i just wanna be your lover” demesi pek hoşuma gitmiyor. ayrıca şarkının yapısı da hoşuma gitmedi.
9. jigsaw fallin into place: yeniden yörüngedeyiz. house of cards illa bu albüme konulcaktıysa, en doğru yere konmuş. çünkü daha ilk onuncu saniyede onu unuttuk bile. büyüleyici, hiçbir çaba sarfetmeden, kendi kendine yüzen, uçan, buharlaşan, akan, su gibi bir şarkı.
10. videotape: şu şarkının adı da videodrome olsa, radihoead bu albümü yaparken çok korku filmi izlemiş dedirtir. body snatchers, jigsaw, house of, faust vs.. harika bir kapanış parçası. çok basit ve karanlık açılan şarkı giderek bir radyokafa senfonisine dönüşüyor. sonunda da “vay be bu albümü tekrar dinlemeliyim” fikri ile başbaşasınız.

Yorumlar kapalı